Coğrafya Kederdir

   Semavi dinlerin ortaya çıktığı coğrafya ile merkezden uzak, çeperin dışında kalan etno-inançlar da yine bu coğrafya’da hayatta tutunmaya/kalmaya çalıştılar. Kavgalar hiç eksik olmadı bu coğrafya’da ne yazık ki. Esasında bu kavga badem/kırpık bıyıklılar ile bıyığına/sakalına makas değmezlerin kavgasıdır. Badem bıyıklıların en büyük gailesi herkesi ‘hizaya getirmek’tir. Tüm fikriyatlarını bunun üzerine bina etmişlerdir. 

   Tanrı bunlara ‘bonus defteri’ vermiş. Hizaya getirdikleri her insan kadar, ‘amel defterlerine’ sevap işleniyor ve kestikleri kele sayısı kadar, ‘cenette’ bir o kadar yaklaşıyorlar. Sormazlar, kandan yaratılan, ‘cennet’ de olsa ne yazar. Cennet’e varmak isteyenlerin cehenneme çevirdiği bir yerdir dünya esasında. Tüm alt etno-inançların ismini ilkin bir ‘küfre’ dönüştürürler. Örneğin Dürziler, Aleviler, Êzidiler v.d.

   Hızını ve gazını almayıp bu inançlara, mürted dediler mi? Tutmayın daha. Tebliğci zihniyetleriyle onlar çoğalırken, çeperin dışındakiler insan sermayesinden hep zarar ediyor. Habire eksiliyorlar. Önümüzdeki “yüz yıla kalabilir miyiz“in kaygısına düşerler. 

   Şimdi Suriye’de Alevilerden sonra yine çeperin dışındaki etno-inanç toplumsal gruplarından olan Dürzilere saldırılar başladı. Tebliğci cihadist/selefi ittifak başladı hünerlerini sergilemeye. Bir arkadaşın paylaşımında gördüm. İlk işleri o insanların pos bıyıklarını yolmak,  kör makasla bıyıklarını inceltmek oluyor. Bu ne kadar onur kırıcı bir durum varın siz düşünün vicdanlı insanlar. “Karıları, malları“ zaten helal kılınmış bunların tanrılarınca. Siz çeperin dışındaki bir inançtan olsanız ve bu çoğunluğun içinde yaşıyor olsanız yüreğiniz gül’den narin olmaz mı? Yüreğiniz serçe yüreğinden ürkek olmaz mı?

   Dürzilik ismi bir küfür gibi algı yaratmış bu merkezdeki inançların insanları için. Kısacası, “karısını pazarlayan” manasına getirmişlerdir. Esasında dürzi ismi onlara dışarıdan verilen bir isimdir. Onlar bunu reddediyor. Onbirinci yüzyılda Şiiliğin İsmailiye kolundan ayrılan bir inançtır. Zamanla kendine has bir inanca dönüşen dini ve etnik bir topluluktur.İslamdan etkilensede, Yunan Filozoflarının ve İsmaili İmamların öğretilerinin bir sentezini kurmuşlardır. Tanrının insan formunda yeryüzüne indiğine inanırlar. Kurucusu olarak Hamza bin Ali olarak bilinmektedir. Kitabül Hikme ( Hikmet Kitabı) diye kutsal kitapları vardır ve tek tanrılı bir inançtır. Reankarnasyona inanırlar. Dışa kapalı bir inanç, evlilikte tek eşliliği esas alırlar ve kendi toplumundan evlenirler. Kadınlar örtünmek zorunda değil ve erkeklerle eşit haklara sahiptir. Dilleri Arapça ve tüm dünyada yaklaşık 1 milyondan biraz fazla kişidirler.Yoğun olarak Suriye’de yaşıyorlar.  Sonrasında Lübnan, İsrail ve Ürdün’de yaşıyorlar. Bir de Diaspora’ da ( Venezuela, Kolombiya, Brezilya, Arjantin, Abd) yaşıyorlar.

   Dürziler, her alt etno-inanç gibi merkezdeki ve diğer inançlarla tartışmaya girmezler. Bu nedenle dışarıdan bakıldığında İslamdan ziyade bir Hristiyan topluluk gibi bilinirler. Tüm din bilginleri onları islami “çerçeve” içinde değerlendirir. 

   Dürziliğin ilk dönemlerinde  aktif olan Muhammed bin İsmail ed- Derezi ( ya da Darazi) isminden gelir. Daha sonra Hamza bin Ali tarafında sapkın ilan edilmiş ve topluluktan dışlanmıştır. Onlar kendine “Muvehhidun” yani birleyenler, çoğu yerde de “Akliyun” yani akla önem verenler derler. derler. “Tevhid inancı yani birlik inancıdır” derler.

   Dürziliğin kökeni Şii-İsmailiğe  dayansa da, zamanla İslamdan farklılaşmıştır. İslami ibadetlerin çoğunu yapmazlar. Tanrının insan formuna büründüğü inancı da, onların sapkın olarak anılmalarına yol açmıştır. İslam inancı için daimi olarak “hizaya getirilmesi” gerekenler içindedir. Sürekli olarak baskıya maruz kalmışlardır. Bu günlerde de Süriye’nin Süveyda kentinde katlediliyorlar. “Dinden çıkmış” bir inanç olarak bilinirler radikal islamcı örgütler tarafından. Radikal islamcı gruplar için onlar daimi bir düşman kategorisindendir. Tarihsel olarak  ‘kılıç  hep enselerinde’ eksik olmamış.

   O coğrafya’da inancın farklı olması merkezdeki inançlar için sadece ‘yanlış değil’ aynı zamanda  düşmanlık sebebidir. Bir de “zındık, mürted, kafir” gibi sıfatlarla damgalanınca öldürülmeniz için yeterli gerekçelerdir.

   İnsan yaşamı dokunulmazdır.  İnancı farklı diye günümüzde insanların öldürülmesi, insanlığın en büyük ayıbıdır. Toplumsal bir vicdan sorunudur. Masum bir canı öldürmek tüm dinlerde büyük bir günah sayılırken, peki bu nefret niye? Aksine farklı inançlar, kimlikler düşmanlığın değil, zenginliğin gerekçesi olmalıdır. Yok etme yerine neden anlamayı seçmiyoruz. Korku ile kurulan her şey bir baskı aracına dönüşür zamanla. Günümüzde insanların itaate değil, itiraza ihtiyaçları var. İnancı farklı diye insan öldürmek günümüzde olsa olsa vahşıliktir, büyük insanlığa ihanettir.

Söyleyin, de haydi söyleyin.

Bu coğrafya’da insanlar birbirine katlanma espirisini neden kaybetti?

Kimse kimseye tahammül edemiyor, hoş görmüyor, katlanmıyor…

Ondandır, güzelliklerin tılsımı bozuldu. Söz kirlendi… 

Gelin yüreğimize güzel şeyler ekelim.

Kardeşlik yeşersin…

   Akman Gedik

Benzer Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu Yazıda Dikkatinizi Çekebilir!
Kapalı
Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün