Olaylar, Tanıklar ve Aleviler

İspanyol devrimci ressam Goya, ‘’Dev’’ adlı tablosunda, halkın üzerinden silindir gibi geçen devi savaşın bir simgesi olarak gösterir. Savaş aslında insana ait olan her şeyi alıp götürür; geriye yıkıntılar, yaralı yürekler ve telafisi güç kayıplar bırakır.

Peki, bu yıkıcı süreçleri kimler ve niçin başlatır? Bana göre bu durumun temelinde toplumsal çelişkiler, tek tipleştirme çabaları ve sömürü yatar. Tarihsel sürece baktığımızda, toplumsal acıların bir günde ortaya çıkmadığını görürüz. Hazırlık süreçleri, kışkırtmalar ve provalar bu acı olayların zeminini hazırlar. Ali Göçmen’in Vesta Yayınları’ndan çıkan ‘’Olaylar, Tanıklar ALEVİLER’’ adlı kitabı, Türkiye’deki Alevi katliamlarının perde arkasına ışık tutarak bu acı silsileyi gözler önüne seriyor.

Kitap, 1967’deki Elbistan olaylarıyla başlıyor. Dr. Mehmet Ocak ve Oğuz Söğütlü öncülüğünde düzenlenen, Âşık Mahsuni ve Kul Ahmet gibi isimlerin katıldığı konser sırasında çıkan gerginlik, ardından masum köylülerin hedef alınmasına ve eczanelerin talan edilmesine kadar uzanır. Ali Göçmen, bu olayların Maraş’a giden yolda bir tür “ön çalışma” niteliği taşıdığını savunur.

Kitabın en dikkat çekici kısımlarından biri de 1971’de yaşanan ve literatürde çok az yer bulan Kırıkhan olaylarıdır. Göçmen’in bizzat tanıklık ettiği bu süreçte de benzer bir yöntem izlenmiş; “camiye bomba atıldı” gibi asılsız iddialarla halk karşı karşıya getirilmiştir. Yazarın kendi yaşamından aktardığı anekdotlar, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Varlık Vergisi gibi uygulamaların Alevi toplumu üzerindeki sosyo-ekonomik baskılarını da belgeler niteliktedir.

Yazar, Kırıkhan’dan sonra 1978 Maraş Katliamı’na odaklanır. Mahkeme tutanaklarına ve tanıklıklara dayandırılan bölümlerde, olayların iddia edildiği gibi basit bir “sağ-sol çatışması” değil, önceden planlanmış bir tertip olduğu vurgulanır. Kitapta, faillerin bulunamaması veya yargılama süreçlerindeki eksiklikler eleştirilirken, bu durumun yarattığı cezasızlık kültürünün toplumsal barışa verdiği zarar anlatılır. Çorum, Sivas ve Gazi Mahallesi olaylarıyla devam eden süreçte, devletin koruyucu refleksinin olayları önlemede yetersiz kaldığına dair ciddi eleştiriler yer almaktadır.

Kitap, Alevi tarihini, inanç biçimini ve önemli şahsiyetlerini aktararak, bu toplumsal hafızanın neden diri tutulması gerektiğini hatırlatarak son buluyor.

Mehmet Söğüt

Benzer Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu Yazıda Dikkatinizi Çekebilir!
Kapalı
Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün