Dünden Bu Güne Yarınlarımız

Dünden bugüne ülkemizde, gençliğimiz de,inançsal değerlerimizde,eğitimimizde,
toplumsal yaşamımızda ve en önemlisi de Hukuka güven’ lerimizde çok köklü değişimler yaşadığımızı kimse inkar edemez.
Tabi bu değişimler kişiden kişiye anlayıştan anlayışa farklı analiz edilebilir,yorumlanabilir,
hatta red edilebilir veya olumlu görülebilir belkide normal bir tutum denebilir, o zaman gelin çok bariz ve basit bir kaç örnekle gelişimin nasıl dönüştüğünü halkımıza sunalım, onlar aklı selim olarak ve Şapka’ larını önlerine koyarak değerlendirsin.
Şunu da asla unutmadan ” Halk nasıl yaşamak istiyorsa onu içselleştirir ve dönüşür” artık bu kokuşmamı olur,çürümemi olur yoksa titreyip kendine dönme gençliğine ,gelecek nesillerine mirasın nasıl bırakılması ve dolayısı ile küfür ve lanetle mi yoksa hayır duası ve yad edilerek mi anılmamıza neden olur, Orasını bilemem..!
Gelelim örneklere..;
Ekonomiden başlayalım mı, 2000 öncesi çalışanların,emeklilerin,çiftçinin mazotun, yakıtın doğalgazın vb fiatlarını günümüze endekslersek, geçmiş yıllarda paramızdaki rakamsal değişim yani ( Sıfırların atılması ekonomiyi uzaya fırlatmış ,fırlatacakmış algısı )sıfırların silinmesi ile çalışanın, emeklinin ,çiftçinin girdi ve çıktıları arasında otomatik olarak değer kaybına ( paranın değer kaybı ) dönüşmesine ve merkez Bankası rezevlerinde ki birikimlerin ( para basımları ) yeniden ele alınıp baskılara ve para kağıt kalite farklılıklarına sebebiyet vermesi, piyasa ekonomisinde yakıt ve doğalgaz ithalat ihracaat ve tüketimlerde ihracaatın gerilmesi ithalatın katlamalı şekilde artması,Silah sanayi Fabrika ve diğer Sanayilerin,şeker fabrikaların satılması kiralamaya verilmesi,( nüfus artışı ve göçler,mülteciler ) veya kapatılması buna bağlı olarak tüketim endeksinin nüfus artış oranına göre yükselmesi nedeni ile bu alanda cari açıklar, kişisel bazda da delinmiş ceplere başlandığı dönemler olmaya başladığını fark etmemek imkansız gibi.
Ülkemizdeki Hayvancılığın,Çiftçiliğin desteklenmesi ve Yüzbinlerce Dönümlük ( Konya,Harran,Çukurova vb ) tarım arazisi ovalarımız, Karadeniz bölgesinde Çay,Fındık,Fıstık,Trakya Bölgesinde Ayçiçegi,
Ege’de Zeytin,Adıyaman,Maraş bölgelerinde Tütün vb Ekim yetiştirme ve yurt içi kazanımlar hemen her alanda, üretmek yerine, Dışardan,Et,Süt, Bugday,
Mısır,Çay,Doğalgaz,enerji, ithal etmeye başladığımızdan bu yana bu alanlardaki Destekler sekteye ugratılmakta,bunun yerine sosyal devlet anlayışı gibi gösterilip, kitle kazanım politikası ile Un,yağ,kömür vb yardım dağıtılmaya, emek ve alınteri ile kazanmak yerine ,sanayii sektörü yerine çalışmayan ama tüketen dolayısı ile bagımlı uyuşuk,sormayan öğrenmeyen konuşan ama yapmayan yapamayan bir biatçı kitle anlayışının hakim olduğu ekonomik kazanımların oluşturularak
Bu şekilde bedava yaşam, modern dilencilik,( adına yardım densede ) kolaycılık,bedavacılık alıştırılmış, bunun yanında çalışanın,emeklinin,çiftçinin ve dolayısı ile halkın dışa bagımlı bir ekonomi ile ha bire bunlardan kesilen vergiler,byazılan cezalar, fahiş ve kontrol dışı piyasa ekonomisi, dış borçlanma ve bunların ödenebilmesi için faiz ödemeleri gibi ha bire dışa bağımlı, üretmeyen,çalışmayan,ama tüketen bu nedenle de sormayan sorgulamayan biat eden bir kitle oluşumu sağlanmıştır.
İnançsal anlamda 2000 öncesi gerek gençliğin ve gerekse ülke halkının nerede ise tamamının,inanç diye din diye yoz yobaz saçma sapan, okunmuş kefen satanlar, azraile Tokat atanlar, Depremi bölgesinden başka yerlere havale edenler, peygamberle görüşenler, tacizler,tecavüzler ve tüm bunlara karşı suskun ve ürken bir halk ve hali ile inançsal değerlerin yörüngesinden saptırılarak , Mitolojik hikayeler efsane ve hayali kaydırık kuyduruk ,Cennette tapu satmalara, 50-100 Huri pazarlayanlar gibi beyni yakan yalan yanlış ulemaların türemesi nedeni ile reel olarak inançsal zzafiyetlerin oluşması .
Bunun yanında Eğitim müfredatlarında,okul yurtlarında,eğitim kurumlarında Evrensel eğitim normlarının ( Bilim,Felsefe,Biyoloji,
Matematik vb ) ağırlığı yerine teolojik ve ezberleme anlatı derslerin yoğunluğu ve öte yandan Eğitimci ve Hukukun uygulama alanlarının irade dışı yönlendirmeler ekseni ile vicdan,din,bilim ve eğitimin heba edilmesi de cabası..!
Bu gün, halkın 4/3 ünden fazlası ne Eğitimi kanıksıyor beğeniyor ve isteyerek çocuğunu okutuyor nede Hukuka güven duyuyor. Çünkü.;
Okutacagımda ne olacak nasıl olsa Sayısı partilisi akrabası olanlar, sahte diplomalılar veya para ile alınan denklik diplomalılar yerleşiyor benim çocuğum sürünüyor diyor. ( Perde arkası işsizlik ) Hukuka taşınan dava dosyalarının akıbeti,
ülkedeki icra takip dosyalarının sayılarına ve sonuçlanma oranlarına bakıldığında karanlık dehlizlerde olduğumuz ama göz boyama ve algı yaratmalarla ÜTOPİK olarak Dünyanın gelişmiş bilmem kaçıncı ülkesiyiz, milli gelirimiz kişi başı bilmem kaçbin dolar. Vsss
Eeee…; Madem bu kadar ,gelişmişsek neden yansıması bizlere halka çalışana emekliye yok, neden ha bire zamlar,vergiler ve olağan dışı cezalar, neden trafik cezaları olağan akışında değilde belirlenmiş gibi ( şu kadar rakam girdi ) beklentisi algısı halkta var .?
Neden eğitim müfredatı evrensel normlarda değil,neden işsizlik had safhada, neden gün geçmiyor ki okullar da cinayetler,sokaklarda boştan boşa sebepler yüzünden kıyametler kopuyor, toplum psikolojisi nereye yöneliyor, ülkemizi yarınlarda neler bekliyor. .?
Daha çok ve farklı örneklemeler ayrıntılar yazılabilir yapılabilir.
Hepimiz bu ülkenin Vatandaşları ve içinde Askerliğini yapan,( kaçmayan,çarık çürük sahte paralı raporlar aldırmayan,almayan ) Aslanlar gibi vergilerini veren ve vatanı için ülkesi için gerekeni esirgemeyen amma bir o kadarda uzak tutulan,uyutulan,dilenciliğe bedava yaşama,özendirilen ve biat kültürü dayatılan bir konuma bırakılıyoruz.
Bir ülkenin kıymeti harbiyesi o ülkedeki binaları sarayları camiileri ile değil, sanayisi,Eğitimi, ve halkının refahı ile,Barış içinde ayrımsız birlikte yaşamı ve kabulü ile aynı zamanda Hukukunun güvenirliği ile anılır.
Kemal Atalar Urfa/Kısas





